Monday, August 4, 2014

Çok korktum Allah'ım

Kaza ve kaderin Allah'tan olduğuna iman ederim. Bela ve musibetler bir imtihan olduğu kadar,  kulluğumuzu gözden geçirmemizi sağlayan olaylardır aynı zamanda. Ben böyle düşünüyorum ve başıma gelen her olayda kendimi sorgularım.
Bugün bir trafik kazası yaptık. Memlekete gitmek için yola çıkmıştık. Köyümüze varmaya 20 kilometre kadar kalmışken yol üzerindeki bir başka köyde BoOoMmM...KAZA...

Yaşları tahminimce 12-17 arasında değişen çocuklar yol kenarında tehlike arz edicek şekilde tabiri caizse dikiliyor değişik hareketlerde bulunuyorlardı. Mesela karşıya geçecek gibi yapıp geri dönüyorlar, bu arada sürücüleri tedirgin ediyorlardı. Ergence saçmalıklar işte. Sonra içlerinden turkuaz tişörtlü esmerce bir çocuk bizim geçmemizi beklemeden yola atladı bir koşu kopardı. O koştukça ben vaveyla ediyordum. Asla başaramayacaktı.  Bizim süratimiz onun çocukça hatasına yol verecek kadar yavaş değildi. Ve nihayetinde olan oldu. Acı fren dedikleri o betimlemenin ne denli acı olduğunu o zaman anladım. Ön koltukta oturuyordum. Çocuk tam benim hizamda arabanın önüne çarptı ve sağ aynayı da uçurup savruldu. Durduk ama beyin ve kalben de durduk. Sadece;  Allahu ekber nidaları eşliğinde "ölmesin Allah'ım n'olur o daha çok küçük" dediğimi hatırlıyorum. Hayat saniyelik hatta belki saliselik olaylar silsilesi. Hiç umar mıydık 600 kilometre sorunsuz bir yolculuk yapıp son kilometrelerde böyle bir şeyi yaşamayı :( O çocuğun adeta turkuaz bir topmuşcasına kaportadan sekişi hala gözlerimin önünde defaatle oynayan sahne gibi.
Çocuk yol kenarındaki kum yığınına düşmüştü bu sayede daha az bir hasar aldı. Yanına koştuğumuzda ayağa kalkmaya çalışıyordu. Kendi gibi şoka giren arkadaşları etrafını sardılar. Sağ ayak ve kol bileklerinde kesiğe bağlı kanamalar vardı. Hastaneye götürmek istedik. Bu arada bütün köylü olay yerine toplandı. Çocuk inatla ben iyiyim nolur gidin diyordu. Biz bir yanda ailesinin numarasını istiyorduk öteki yanda da da diğer çocukların içindeki abisi gelip bir şeyi yok iyi diyip duruyordu. Belli ki bu ölüme sonuçlanabilecek, bir anlık hatayı ailelerine söyleyip azar yemek istemiyorlardı. O ara köyün teyzeleri bir çığlık bir ağlama tutturdular. Kesin içi parçalandı çocuğun durduğuna bakmayın demeye başladılar. Kimi serseri bunlar başlarına gelecek vardı dedi. Kimi olayı hiç görmeden bizi suçladı plakamızı aldı. Biz o arada güç bela bir kadından çocuğun annesinin numarasını bulduk arattık. Ben iyiyim diyor diye çocuğu bırakıp gidecek değiliz ya.
 Anne baba geldi hoop daha noldu demeden adam ana avrat dümdüz bize bir ton laf giydirdi. Acıdan ne der insan, kendini kaybeder tabi. Hiçbir şey demedik. Hastaneye gidelim diyoruz anne baba da yok bir şeyi diyor. Bir şekilde ortamı sakinledik. Numaralarımızı aldık çocuğu hastaneye götürürseniz haber edin dedik.
Arabaya binip de o kalan 20 kilometreyi gitmek annem babam için de zulümdü. Maddi hasar aklımıza bile gelmedi. Bir insanın ölümüne sebep olma korkusu bize yetti. Bir candan önemli ne olabilir ? Kaza bu, engel olamadık. Ama o çocuğun hafif sıyrıklarla olayı atlatması, kuma düşmesi filan düşününce Allah'ım diyorum elhamdülillah korudun o yavruyu. Biz de bundan ders çıkardık amellerimize baktık. Ailecek içimizdeki eksiği noksanı tarttık. Bize de bir şefkat tokadı oldu. Allah'ım n'olur bir daha bu derece bir korkuyu bize yaşatma. Amin.

No comments:

Post a Comment

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...